KUR’AN’DAKİ SÜNNET


Kur’an’ın doğru anlaşılması için başta Efendimiz s.a.v.’in sünneti olmak üzere, başvurulması gereken birtakım ölçüler bulunması tabii ve gereklidir. Bu yazıda, bu “gereklilikler” arasından Sünnet üzerinde durmaya ve Sünnet olmadan Kur’an’ın Rabbimiz’in muradına uygun olarak anlaşılmasının mümkün olmayacağını yine Kur’an ayetleriyle ortaya koymaya çalışacağız.
Yazıya başlık olarak seçtiğimiz cümlenin “Kur’an’daki İslâm” sloganını çağrıştırdığının farkındayız. Bilinçli olarak yaptığımız bu seçimin amacı da bu sloganın Kur’an’a uygun olmadığını ortaya koymaktan başka bir şey değil zaten. Kur’an’ı herkesin istediği gibi yorumlamasına kapı açmak maksadıyla üretilen bu slogan benimsendiği takdirde, Kur’an okuyan kişi sayısı kadar İslâm anlayışı ortaya çıkacağı açık. Bu durumda bütün insanlık için hidayet kaynağı olan Yüce Kitabımız, kişiden kişiye değişen hükümler taşıyan, hatta yer yer kendisiyle çelişkiler arz eden bir kitap konumuna düşürülmüş olacaktır.
Oysa Kur’an’ın doğru anlaşılması için başta Efendimiz s.a.v.’in sünneti olmak üzere, başvurulması gereken birtakım ölçüler bulunması tabii ve gereklidir. Bu yazıda bu “gereklilikler” arasından Sünnet üzerinde durmaya ve Sünnet olmadan Kur’an’ın Rabbimiz’in muradına uygun olarak anlaşılmasının mümkün olmayacağını yine Kur’an ayetleriyle ortaya koymaya çalışacağız.
Sünnet’in bağlayıcılığı
Yüce Kitabımız’da şöyle buyurulur: “Hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem tayin etmedikçe, sonra da vereceğin hükümden dolayı nefislerinde bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa, 65)
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 30.07.2008

İbretlik Bir Hikaye

Adamın biri,bir gün elbiselerini yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmişti.Nehrin kenarında dururken,bir de baktı ki Görülmemiş şekilde büyük bir akrep kendisine doğru geliyor. Çok korkmuştu.Akrebin şerrinden Cenab-ı Hakk’a sığındı.Akrep nehire geldiğinde,sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi.Akrep,kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.
Gördükleri,adamın çok tuhafına gitmişti.Onları nehrin kenarında takip etti.Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde akrep,kurbağayı bırakıp dalları büyük,gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti.
Adam bir de baktı ki,ağacın altında Allah’a asi bir genç mışıl mışıl uyuyor.Kendi kendine:”La havle vela kuvvete illa billah.Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar,bu genci sokmak için geldi.”dedi ve içinden,akrep gence yaklaştığı zaman hemen akrebi öldürmeye karar verdi.Onun için akrebe yakın bir yerde durdu.Bir de baktı ki karşıdan büyük bir yılan,genci öldürmek için,gence doğru geliyor.Bu sırada akrep,yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı.yılan öldükten sonra akrep,nehre döndü.Kurbağa da onu orada bekliyordu.Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti.Adam arkalarından bakakalmıştı.
Gencin yanına geldiğinde,genç hala uyuyordu.Adam kendi kendine şöyle dedi:
“Ey uyuyan genç!Allah(c.c) seni,sen farketmesende karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur.Sen uyusan bile Allah(c.c) uyumaz.O kullarına çok merhametlidir.

Yorum Yazın 07.05.2008

Kur’an-ı Kerim Allah Kelâmıdır

Bağdat valisi Sırrı paşa (Sırr-ı Furkan) kitabının, İstanbul’da [hicri 1312] de basılan, birinci cild, üçüncü baskısı, yetmişbeşinci sayfasında buyuruyor ki:

Bu kitabımı yazmadan bir sene önce, Diyar-ı Bekr şehrinde, bir Cuma günü, şehrin ileri gelenleri ile oturuyorduk. Arabi dilinde ve din bilgisinde derinliği ile tanınmış olan meşhur Keldani papazı Abdi Yesu da aramızda idi. Misafirim olan Musul valisi Muhammed Reşid paşaya yanımdakileri takdim ederken, Abdi Yesu için de (Arab edebiyatında pek derindir) demiştim. Bunun için belagat üzerinde çok konuşuldu. Sonraları dilden, kavimciliğe geçildi. Bu sırada, vaktiyle, Beyrutlu bir İsevi ile aramızda geçen bir konuşmayı, bunlara anlattım: Herkes kendi kavminin büyükleri ile öğünür. Siz de Arab oğullarısınız. Size sorsalar ki, büyük devlet kurmak, ilim, sanat ve belagat bakımından en büyük adamınız kimdir? Ne cevap verirsiniz, demiştim. Beyrutlu Hıristiyan da, hemen: Muhammed aleyhisselam demeye mecburuz demişti, dedim ve Abdi Yesu’ya dönerek, size sorsaydım, ne derdiniz, dedim.

Abdi Yesu — Evet, büyük devlet kurmak, medeniyete hizmet bakımından, Arabın en büyük, en meşhur adamı Odur derim. Fakat, Muhammed aleyhisselamın, Arabın en fasih konuşanı olduğunu kabul etmem. Çünkü, bunu gösterecek bir eseri yoktur. Kur’anı gösterirseniz, Kur’an Onun sözü değildir diyorsunuz. Kur’anın çok fasih, pek belig olması, Onun fasih ve belig olmasını göstermez. Evet O, belig ve fasih idi. Fakat, Onun gibi, Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 16.04.2008

Mucizelerin En Büyüğü

Sual: Muhammed aleyhisselam efendimizin mucizelerinin en büyüğü nedir?
CEVAP
Kur’an-ı kerimdir. Bugüne kadar gelen bütün şairler, edebiyatçılar, Kur’an-ı kerimin nazmında ve manasında aciz ve hayran kalmışlardır. Bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir. İ’cazı ve belagati insan sözüne benzemiyor. Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor. Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayanlar bulamamışlardır. Nazmı Arap Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 16.04.2008

Ömer Çelakıl -Kuran-ı Kerim’in Sırları


Download
dosyayı açmak için

Yorum Yazın 20.03.2008

Sonraki Yazılar nceki Yazılar