Bir zamanlar vâlilik yapan birisinin çok güzel bir bahçesi vardı. Rengârenk çiçeklerle donatılmış, tam bir zevk ve sefâ yeriydi. Bir gün vâli, bu bahçeye geldi. Vâli, bir bahane ile kadının kocası olan bahçıvanı, bir iş için dışarıya gönderdi. Kadına da dedi ki:
-Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın!
Kadın, akıllı ve namuslu idi. Vâlinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı. Gidip bir ağacın arkasına saklandı ve biraz sonra gelip dedi ki:
-Kapıları kapattım. Yanlız bir tanesi kaldı. Onu kapatmaya gücüm yetmiyor. Ne kadar uğraşsam da kapatamıyorum.
-O, hangi kapıdır?
-Bu kapı, Allahü teâlânın (Basir) sıfatıyla bizi gördüğü kapıdır. Vâli, bu sözü duyunca, pişman olup tövbe etti. Bir daha aklına böyle kötülükler getirmemek için, Allahü teâlânın sevgili kullarından birinin bulunduğu yere gidip, onun sohbetinde yetişti. Allahü teâlânın sevgili kullarından biri oldu.
Devamını okuyun…»
17.08.2008
-Reenkarnasyon: Ölümden sonra ruhun, bir bedenden diğer bir bedene geçmesini kabul eden bir inanıştır. Arapça’da bu inanışa “tenasuh, tecessum ve hulûl” denir. Bu insanlar kendileri’ne bir isim buldular. “Ruhçuluk”. İslamda bu felsefeye inanmak batıldır. İnanan kâfir olur.
Bu inanışa göre, bedenler ruhların kalıpları gibidir, ruh kalıptan kalıba, bedenden bedene göç etmektedir. bu düşünceyi ortaya atanların iddiası ise şudur: “Ruhlar ezelde yaratılmış ve tekamül etmeleri için dünyaya bir bedene sokularak gönderilmiştir. Bu sebeple dünyaya geldiği zaman yaşadığı 60- 70 senelik ömür ona tekamül için yetmez Öldükten sonra dünyaya tekrar tekrar gelip bedenlenmesi gerekir. İnsan ruhu, cesedini terkettikten sonra, karada, havada veya denizde yaşayan herhangi bir hayvanın bedenine girerek varlığını devam ettirip gitmektedir. Hatta bazı ilkel milletler, inan ruhunun, önce madenlere, sonra bitkilere, daha donra da insanlara geçerek devamlı devir şeklinde tekrar tekrar gelip bedenlendiğine inanırlar. Devamını okuyun…»
31.07.2008
Soru: Kadının Yabancı erkeklere karşı avret mahalle neresidir?
Cevap: Kadının avret mahalli, el ve yüzü hariç vücudun her tarafıdır. Kadının boynunu, saçının bir tek teli olsa dahi saçını göstermesi haramdır. Elleri ve yüzünün dışında kalan vücudunun her tarafı avret olup, örtülmesi farzdır. Bunun delili Allahû Teâla’nın şu ayetidir:
ولا يبدين زينتهن الا ما ظهر منها
“Ancak kendiliğinden görünen kısmı müstesna, ziynetlerini açmasınlar.” Ayette geçen kendiliğinden görünen kısımlar, eller ve yüzdür. Çünkü müslüman kadınlar ellerini ve yüzlerini Rasûlullah ()’ın yanında açıkta bırakıyor, Allah’ın Rasulü de onlara ses çıkarmıyordu. Zira eller ve yüz namaz ve hac gibi ibadetlerde açılıyordu. Yine bu iki uzuv ayetlerin indiği dönemde yani Rasûlullah () zamanında âdet olarak da açılıyordu. Bununla ilgili delil ise Rasûlullah ()’ın, kadının elleri ve yüzünün dışındaki vücudunun her tarafının avret olduğunu bildiren şu hadistir:
المرأة عورة
“Kadın avrettir.” Bir başka hadiste ise şöyle buyurulmaktadır:
يا اسماء ان المرأة اذا بلغت المحيض لم يصلح ان يرى منها الا هذا وهذا واشار الى وجهه وكفيه
“Ey Esma! Kadın hayız görmeğe başladığı zaman onun şurası ve şurası -ellerini ve yüzünü işaret ederek- dışında kalanların görünmesi doğru olmaz.” Devamını okuyun…»
31.07.2008

Kur’an’ın doğru anlaşılması için başta Efendimiz s.a.v.’in sünneti olmak üzere, başvurulması gereken birtakım ölçüler bulunması tabii ve gereklidir. Bu yazıda, bu “gereklilikler” arasından Sünnet üzerinde durmaya ve Sünnet olmadan Kur’an’ın Rabbimiz’in muradına uygun olarak anlaşılmasının mümkün olmayacağını yine Kur’an ayetleriyle ortaya koymaya çalışacağız.
Yazıya başlık olarak seçtiğimiz cümlenin “Kur’an’daki İslâm” sloganını çağrıştırdığının farkındayız. Bilinçli olarak yaptığımız bu seçimin amacı da bu sloganın Kur’an’a uygun olmadığını ortaya koymaktan başka bir şey değil zaten. Kur’an’ı herkesin istediği gibi yorumlamasına kapı açmak maksadıyla üretilen bu slogan benimsendiği takdirde, Kur’an okuyan kişi sayısı kadar İslâm anlayışı ortaya çıkacağı açık. Bu durumda bütün insanlık için hidayet kaynağı olan Yüce Kitabımız, kişiden kişiye değişen hükümler taşıyan, hatta yer yer kendisiyle çelişkiler arz eden bir kitap konumuna düşürülmüş olacaktır.
Oysa Kur’an’ın doğru anlaşılması için başta Efendimiz s.a.v.’in sünneti olmak üzere, başvurulması gereken birtakım ölçüler bulunması tabii ve gereklidir. Bu yazıda bu “gereklilikler” arasından Sünnet üzerinde durmaya ve Sünnet olmadan Kur’an’ın Rabbimiz’in muradına uygun olarak anlaşılmasının mümkün olmayacağını yine Kur’an ayetleriyle ortaya koymaya çalışacağız.
Sünnet’in bağlayıcılığı
Yüce Kitabımız’da şöyle buyurulur: “Hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem tayin etmedikçe, sonra da vereceğin hükümden dolayı nefislerinde bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa, 65)
Devamını okuyun…»
30.07.2008
Adamın biri,bir gün elbiselerini yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmişti.Nehrin kenarında dururken,bir de baktı ki Görülmemiş şekilde büyük bir akrep kendisine doğru geliyor. Çok korkmuştu.Akrebin şerrinden Cenab-ı Hakk’a sığındı.Akrep nehire geldiğinde,sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi.Akrep,kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.
Gördükleri,adamın çok tuhafına gitmişti.Onları nehrin kenarında takip etti.Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde akrep,kurbağayı bırakıp dalları büyük,gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti.
Adam bir de baktı ki,ağacın altında Allah’a asi bir genç mışıl mışıl uyuyor.Kendi kendine:”La havle vela kuvvete illa billah.Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar,bu genci sokmak için geldi.”dedi ve içinden,akrep gence yaklaştığı zaman hemen akrebi öldürmeye karar verdi.Onun için akrebe yakın bir yerde durdu.Bir de baktı ki karşıdan büyük bir yılan,genci öldürmek için,gence doğru geliyor.Bu sırada akrep,yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı.yılan öldükten sonra akrep,nehre döndü.Kurbağa da onu orada bekliyordu.Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti.Adam arkalarından bakakalmıştı.
Gencin yanına geldiğinde,genç hala uyuyordu.Adam kendi kendine şöyle dedi:
“Ey uyuyan genç!Allah(c.c) seni,sen farketmesende karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur.Sen uyusan bile Allah(c.c) uyumaz.O kullarına çok merhametlidir.
07.05.2008
nceki Yazılar