ŞEYTANIN HALİ(NAMAZ)
Eski zamanlarda arabistanda bir yolcu (Müslüman) tek başına çölde seyehat ediyormuş.Şeytan bu adamı kandırmak için insan kılığına girer ve adamın karşısına çıkar.
Şeytan
Merhaba arkadaş görüyorum ki tek başına yolculuk ediyosun istersen sana yolculuğun boyunca arkadaşlık ederim.Benimde yolum senin gittiğin yeredir der.
Adamın çok sevinir. Tabi der hemen kabul eder.İnsan kılığındaki Şeytanın arkadaşlığını
Derken öğlen olur.İkindi olur Akşam olur sonunda gece olur.Şeytan ben senle arkadaşlık etmek istemiyorum der. Ne oldu bir kusurum mu oldu ki ben sana ne yaptımda arkadaşlık etmezsin bana der.
Devamını okuyun…»
04.03.2008
Namazın Kılınması Mekruh Vakitler
Şu üç vakitte namaz kılınmaz:
Güneş Doğarken: Güneş doğup 45 dakika geçinceye kadar namaz kılınmaz.
Güneş Tepe Noktasına Yükselirken: Öğleye yarım saat kalınca öğleye kadar namaz kılınmaz.
Güneş Batarken: Güneşin batmasına 45 dakika kala akşama kadar namaz kılınmaz.
Bu üç vakitte, farz namazların kazası, vacip, sünnet ve nafile namaz kılınmaz. Bu üç vakit ateşe ve güneşe tapanların ibadet zamanıdır. Onlara benzememek için namaz Devamını okuyun…»
04.03.2008
Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb’im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim “cız” etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.
Ayak diredim, “az sonra kılsam da olur!” dedim. “Az sonra”larım “çok sonralar”a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım.
Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana.
Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa,
her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Devamını okuyun…»
04.03.2008
Sözlükte kale, kule, hisar mânâlarına gelen “burç” kelimesi, astronomi dilinde, güneş sisteminde yer alan on iki takım yıldızının her birisine verilen addan ibârettir. Çoğulu burûctur.
Buruc, aynı zamanda Kur’ân’ın 85. sûresinin de adıdır. Bu sûre, gökyüzünün burçlarına yeminle başladığı için Burûc Sûresi adını almıştır. İfâde ilk âyette geçer. Mânâsı şöyledir: “Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne.”1 Devamını okuyun…»
04.03.2008
Bir adam gelip şöyle sordu:
– Ya Resulallah bana öyle bir anlayış haber ver ki onunla amel edince cennete gideyim!
Şöyle cevap verdi Allah Resulü, cennete gitmek isteyen adama:
– Allah’ın senin hakkındaki kaza ve kaderine razı ol, şikâyet etme, istediğine kavuştun!
* * *
Evet, bir insan, Allah’ın kendisi hakkındaki takdirlerine nefsini razı eder de ne gelirse itaat edip, şikâyete yönelmezse gerçekten de cenneti kazandı gitti demektir. Neden böyle? Çünkü insanın hayatında hep iyi şeyler yaşanmaz. Bazen yokluk, hastalık, çeşitli sıkıntı hayatı sıkar, zorlaştırır. Dayanma gücünü azaltabilir…
İşte böyle anlarda Allah’ın takdirine rıza göstermek, Müslüman’ın temel vasfıdır.
Bu temel vasfın imanlı insana kazandırdığı misilsiz sevabı Efendimiz (sas) bir hadislerinde Devamını okuyun…»
04.03.2008
Sonraki Yazılar
nceki Yazılar