Kategori 'Namaz'
Âlem öyle nurlu bir sarmal içinde ki, her an beş vaktin beşi de dünya içinde ayrı ayrı yerlerde yaşanabiliyor. O vakitlerin öyle güzel sırları var ki, bize kulluğumuzu ve ahireti hatırlatıyor. Namaz, Rabb’imizin “Celal”ine karşı kavlen ve fiilen “Sübhânallah” deyip takdis etmek, “Kemal”ine karşı, lâfzan ve amelen “Allahü Ekber” deyip tâzim etmek. “Cemal”ine karşı da kalben, lisanen ve bedenen “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir.
İbâdetin mânâsı da kulun Rabb’ine karşı kendi kusurunu, acz ve fakirliğini görüp her şeyi elinde tutan Yüce Rabb’imizin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.
Her namaz vaktinde ruhumuzda canlanan şey, tek ve sonsuz olanın O (cc) olduğudur, bakî, sermedî, ebedî olan O’dur. Nurun kaynağı, ebedi saadetlerin sahibi O’dur. Her namaz vaktinde zihnimizde bu duygular sümbüllenir.
Devamını okuyun…»
10.06.2008
Namazın her bir rüknünün, her bir kisminin ayri ayri hikmetleri bulunuyor.
Kiyam da bir anlam ifade ediyor, kiraat da. Kiyamdan sonra rükuya gitmenin de bir hikmeti var, rükudan sonra secdeye kapanip ona en yakin hâle kavusmanin da…
Kâinat çapinda icra edilen külli bir ibadetin temsilcisi makamindaki insan kendi vücudunda her an cereyan eden ibadetlerle birlikte canli ve “cansiz” sandigimiz âlemin ibadetlerini de günde bes kez Rabb-i Rahîmi’ne arz etmek durumunda:
1.KIYAM
Önce ayakta dikilip durur (kiyam) ve ellerimizi yukari dogru kaldirip, Allahü ekber (Ancak Allah yüce ve uludur) deriz. Böylece insan, O (cc) müstesna her seyi bir tarafa atip birakmakta ve Onun emir ve iradesine tabi duruma geçmektedir. Kulluk ve kölelik bu sekilde tescil edilir. Böylece ayakta duran tüm varliklarin ibadeti de temsil edilir.
2. RÜKU
Insan, Allahin sanina yakisan övgüler serdettikten sonra bu yücelik karsisinda kendini o derece aciz ve zayif hisseder ki, bunu ifade için öne egilir (rüku), saygi isareti olarak basini alçaltir ve, Sübhane Rabbiyel-Azim(Büyüklük ve azamet sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim.) der. Mü’min bu haliyle, rükû halindeki tüm canlilarin ibadetini de temsil etmektedir.
3. DUA
Sonra yine dogrularak kendisini bu dogru yola ilettigi için Allaha sükür ve hamdini arz eder. Bir an için Allahin yücelik ve büyüklügü ve kendi hareketinin basitlik ve küçüklügü karsisinda ayakta tefekküre dalip bundan o derece yilgin ve sarsilmis bir hale gelir.
4. SECDE
Secdeye kapanir ve alnini, tevazu ve acizligini tam manasiyla hissederek yere degdirir ve söyle söyler:
Sübhane Rabbiyel-Ala (Büyüklük ve Yücelik sadece Ona ait olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih edip yüceltirim).
5. TAHIYYAT VE SELAM
Bu hareketleri bir dizi tekrar etmesinden sonra kisi kendini, arada hiçbir vasita veya araci bulunmaksizin dogrudan dogruya sahsen Allahin huzurunda bulur ve ondan istimdad edip yardim talep eder.
Iki varlik karsilastiklarinda daima bu ikisi arasinda bir selamlasma gerçeklestirilir. Iste namazin bir kisminda (tesehhüd kismi) namazini eda etmekte olan Müslüman, Mirac esnasinda Muhammed (sas) ile Allah arasinda teati edilen selamlasma formüllerini aynen tekrar eder:
“Et-Tahiyyatü lillahi, ves-salavatü vettayyibatü. es-Selamu eleyke eyyuhen-Nebiyyü, ve rahmetullahi ve berakatüh. Es-Selamü aleyna ve alâ ibadillahissalihin
(En mukaddes ve en zahidane hürmet ve tazimler Allaha aittir. Ey Nebi sana selam, Allahin rahmet ve bereketi de senin üzerine olsun. (Allahin) selami bizim üzerimize ve Allah karsisinda iyi ve mükemmel hareket eden salih kullarin üzerine olsun!)”
04.06.2008
Sadece gözünün şükrüne yetti
Cebrail (a.s.), Peygamber Efendimizin (a.s.m.) yanına geldi ve şöyle dedi:
– Ya Muhammed! Seni hak olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, bizler şöyle bir olaya şahit olduk. Önceki ümmetler içinde bir kul vardı. Allahü Teala’ya bir adada beş yüz sene ibadet etti. Cenab-ı Hak, o adada onun için tatlı bir su çıkardı, bir de nar ağacı yarattı.
Ağaç her gece bir nar bitiriyordu; o da bu su ve nar ile gıdalanıyordu. Böylece ibadetine devam ediyordu. Bu kulun eceli yaklaşınca Allah’a ruhunu secde halinde alması için dua etti. Allah da duasını kabul buyurdu. Devamını okuyun…»
10.05.2008
Müslüman, namazı ü teâlânın emri olduğu için kılar. Rabbimizin emrlerinde birçok hikmet, fayda vardır. Yasaklarında da birçok zararların olduğu muhakkaktır. Bu fayda ve zararların bir kısmı bugün tıp mütehassıslarınca tesbit edilmiş durumdadır. İslâmiyyetin sağlığa verdiği önemi, hiçbir din ve düşünce vermemiştir. Dînimiz, ibâdetlerin en üstünü olan namazı, ömrümüzün sonuna kadar kılmayı emr etmiştir. Namaz kılan, sağlık için olan faydalarına da elbette kavuşur. Namazın sağlık yönünden sağladığı faydalardan bazıları şunlardır: Devamını okuyun…»
10.05.2008
Âlem öyle nurlu bir sarmal içinde ki, her an beş vaktin beşi de dünya içinde ayrı ayrı yerlerde yaşanabiliyor. O vakitlerin öyle güzel sırları var ki, bize kulluğumuzu ve ahireti hatırlatıyor.
Namaz, Rabb’imizin “Celal”ine karşı kavlen ve fiilen “SübhânALLAH” deyip takdis etmek, “Kemal”ine karşı, lâfzan ve amelen “ALLAHü Ekber” deyip tâzim etmek. “Cemal”ine karşı da kalben, lisanen ve bedenen “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir. Devamını okuyun…»
10.05.2008
Sonraki Yazılar
nceki Yazılar