Dini Hikaye İslami Site | Kur’an-ı Kerim, dualar, ilahi, dini hikayeler

Kategori 'Dini Hikaye'

Taşın Hikayesi

Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.

Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ?
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 15.06.2008

Meleklerin Yıkadığı Genç

Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 15.06.2008

Adem ile Havva Kıssası

Çok eskiden yeryüzünde yaratık yoktu

Allahü Teala kendisinin tanınmasını istedi

İbadet etsinler diye insanları yaratmak istedi

Meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağım dedi

Melekler insanlar orda bozgunculuk yapacaklar

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 12.06.2008

ÖLÜYÜ DİRİLTEMEM

Trablusşam Nakîb-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbî Efendi, Yûsuf Nebhânî hazretlerine şöyle anlatmıştır:

Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Åžeyh Hıdır ez-ZaÄŸbî’yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek ÅŸifâya kavuÅŸması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, ÅŸiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı.
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 09.06.2008

İki Avuç Hurma..

Ashâb-ı kiramdan, Beşir bin Sa’d’ın kızı ve Nûman bin Beşir’in kız kardeşi (r. anhüm) anlatıyor:

’Annem Amre bint-i Revâha (r.a.), beni çağırdı. Eteğime iki avuç hurma koyduktan sonra,

’ Kızcağızım! Git de, baban ile dayın Abdullah bin Revâha’nın gıdâlarını kendilerine ver, dedi.

Giderken, Resûlüllah (S.A.v.)’a rastladım. Babamla dayımın nerede olduklarını sordum. O bana,

’ Kızcağızım, beri gel, yanındaki nedir? diye sordu.

’ Yâ Resûlellah, dedim, bu hurmadır. Annem bunu, yesinler diye, babam Beşir bin Sa’d ile dayım Abdullah bin Revâha’ya gönderdi.

Resûlüllah sallallâhü aleyhi vesellem,

’ Getir onu, buyurdu.

Ben de onu, Resûlüllah’ın iki avucuna döktüm. Avuçlarını doldurmadı. Sonra, bir örtü getirilmesini emr etti. Örtü getirilip serildi. Hurmayı ona koyduktan sonra, örtünün üzerine yayıp dağıttı. Yanındakilere;

’’ Gıdâya, kumanyaya geliniz!’ diyerek hendek halkına  sesleniniz, buyurdu.

Hendek halkı toplanıp ondan yemeğe koyuldular. Hurmalar yendikçe artmış, örtünün etrafından dökülüp taşmıştı.

Kaynak:
Fazilet takvimi 2000

Yorum Yazın 04.06.2008

Sonraki Yazılar Önceki Yazılar