Kategori 'Bazı Bilgiler'

Türkçe Kur’an yazılabilirmi

Sual: İnciller, bütün dillere çevrilirken niçin Kur’an Arapça öğretilir ve ibadetlerde Arapça okunur? Her Türkün okuyabileceği Türkçe bir Kur’an yazmak günah mıdır?
CEVAP
Kur’an-ı kerimi, dili Arapça olanlar bile tam anlayamaz. Hatta ulemanın en büyükleri olan Eshab-ı kiram bile, âyetlerin manalarını Resulullaha sorarlardı. Bir hadis-i şerif meali:
(Kur’an, Allah’ın metin ipidir. Manalarının hepsi anlaşılmaz.) [İbni Mace]
Yusuf suresinin, (Biz Kur’anı Arapça olarak indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız) mealindeki 2. âyet-i kerimesi, tefsirlerde özet olarak şöyle açıklanıyor:
Biz Kur’anı herhangi bir dil ile değil, en geniş, en açık, en âhenkli olan Arap dili ile indirdik. Eğer iyi düşünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir şaheser, hükümlerinin, etkili sözlerinin, bütün insanlığa hitap ettiğini görürsünüz. Ey Araplar, Kur’an-ı kerim, sizin lisanınızla indi. Bugüne kadar birçok edebiyatçının, şairin sözünü dinlediniz. Hiçbirisine benzemediğini, insan sözü olmadığını, ilahi bir kelam olduğunu düşünürseniz, anlarsınız.
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 20.08.2008

başı açık gelin alma


Başörtüsünü ve doğal olarak başörtülüleri sorun olarak görenler, yıllardır savunageldikleri tezleri değiştirmeye başladı. ‘Kadınların özgür iradeleriyle yaptığı bir tercih’ şıkkına zinhar ihtimal vermiyorlardı.
Onlara göre başörtüsü, dindar erkekleri kolayca avlayıp evlenebilmenin yoluydu. Ya da türbana hapsettikleri kadınları daha kolay güdebileceğini düşünen erkeklerin baskısının sonucuydu. Bu önyargıları herhangi bir bilimsel çalışmaya dayanmıyordu. Amacı, ötekileştirme ve aşağılama olduğu için bilimsel dayanaklarının olması da gerekmiyordu.
İspatlanmaya çalışılan yeni teori, eski açıklama biçiminin toptan reddini kaçınılmaz kılıyor. İddiaya göre başörtüsü artık tercih sebebi değil. Hatta caydırıcı bir özellik. Dindar erkekler tercihlerini başı açıklardan yana kullanmaya başlamış. Hatalarını anlayanlar ilk fırsatta ‘çayda çıra’ eşliğinde pişmanlık haklarını kullanma peşindelermiş. Başta okul olmak üzere bütün ‘tabusal-kamusal’ alanlardan sökülüp atılan türbanlılar son kalelerini de kaybetmek üzere(!).
Son zamanlarda yapılan anketlerde başörtülü sayısında tespit edilen azalmanın sebebi bu olabilir mi? Evlenmek için örtünüyorlardı. Örtündükleri için evlenemeyecekler. O halde artık örtünmeyecekler. Aristo bile bu mantık kurgusuna şapka çıkarırdı. Açılmak dışında bir seçenekleri daha var türbanlıların: Başı açık karısı olan birkaç kişiyi ayartıp rövanşı almak!
Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 18.08.2008

bazı dini bilgiler

 

Abdest
Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.
Adak
Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.
Ahiret
Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.
Ahkam
Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.
Ahlâk
Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.
Allah’ın Rızası
Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.
Arafat
Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 18.08.2008

islamda ADALET VE İNSAN HAKLARI

 
Adalet ve insan haklarına saygı İslam’ın değişmez:” prensiplerindendir.
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki:
Adaletli davranın. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever .” (Hucurat Suresi, ayet:9)
Hz. Muhammed (A.S.) 632 yılında yüz binden fazla müslümana irat ettiği tarihi hutbesinde;
Bütün insanların eşit olduğunu, can, mal ve namuslarının kutsal olup her türlü tecavüzden korunduğunu cihana ilan etmiştir.
Bunlar , insanların dokunulmaz haklarıdır.
Müslüman, başkalarının hakkına saygı göstermek ve insanlara zarar verecek davranışlardan sakınmak mecburiyetindedir . Ancak, bu yeterli değildir. Kişinin olgun bir Müslüman olabilmesi, kendisi için sevip arzu ettiği şeyleri başkaları için de arzu etmesine bağlıdır.
Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor.
“Sizden hiçbir kimse kendisi için sevdiği bir şeyi, kardeşi için de sevmedikçe gerçek mümin sayılmaz.”

Yorum Yazın 17.08.2008

kadının şahitliği

Şahitlik konusunda iki kadına bir erkeği mi kabul eder İslam…?! Asla!:
İslâm hukûkunda erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum, bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil, sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim: “Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği makbûldür.” buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: “Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir..” buyurmaktadırlar. Hz. Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan kadınların şâhidliğini muteber saymıştır Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 12.08.2008

Sonraki Yazılar nceki Yazılar